İçeriğe geç
Abdulbaki Yetiş AnaliziHaziran 2026

Binam 'riskli yapı' çıktı, şimdi ne yapmalıyım? Mülk sahibi için adım adım yol haritası

Binası riskli yapı olarak tespit edilen mülk sahibinin yaşadığı ilk duygu çoğu zaman paniktir. Oysa süreç, doğru adımlarla yönetildiğinde hem güvenli hem de değer kazandıran bir dönüşüme çevrilebilir. Tespit raporundan itiraz hakkına, malik kararından devlet desteklerine kadar mülk sahibinin yol haritası.

Abdulbaki Yetiş

Çevre Mühendisi | Gayrimenkul Danışmanı

Riskli yapı tespiti bir kayıp değil, doğru yönetildiğinde değer ve güvenlik kazancına dönüşebilen bir süreçtir. Mülk sahibinin gücü; haklarını, takvimini ve seçeneklerini önceden bilmesinden gelir.

01

1. 'Riskli yapı' kararı tam olarak ne anlama gelir?

Bir binanın riskli yapı olarak tespit edilmesi, o yapının deprem ve benzeri afet karşısında can güvenliği açısından yeterli dayanımı taşımadığının teknik olarak belgelenmesi demektir. Bu karar, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun çerçevesinde, lisanslı kuruluşların yaptığı incelemeye dayanır. Karar yıkımın hemen yapılacağı anlamına gelmez; bir sürecin başladığı anlamına gelir.

Mülk sahipleri için bu aşamada en büyük risk, paniğe kapılıp acele ve bilgisiz karar vermektir. Süreci anlamadan imzalanan sözleşmeler, eksik okunan raporlar veya kaçırılan itiraz süreleri, ileride telafisi zor sonuçlar doğurabilir. Oysa riskli yapı statüsü, doğru yönetildiğinde mülk sahibinin daha güvenli ve çoğu durumda daha değerli bir taşınmaza kavuşmasını sağlayan yasal bir zemindir.

Bu yazı, sürecin tamamını hukuki danışmanlık yerine geçecek şekilde değil; mülk sahibinin neyle karşı karşıya olduğunu ve hangi adımları hangi sırayla atması gerektiğini anlaması için hazırlanmıştır. Kavramların ayrıntısı için sitemizdeki Kentsel Dönüşüm ve İmar Mevzuatı Rehberi'nden (/kentsel-donusum-rehberi/) yararlanabilirsiniz.

02

2. İlk adım: tespit raporunu ve sürelerinizi doğru okuyun

Riskli yapı tespiti yapıldığında, karar mülk sahiplerine resmî olarak bildirilir. Bu bildirimle birlikte belirli süreler işlemeye başlar: itiraz süresi, tahliye için tanınan süre ve sürecin sonraki aşamaları. Mülk sahibinin atması gereken ilk adım, paniklemek değil; bildirimin tarihini, içeriğini ve kendisine tanınan süreleri net biçimde anlamaktır.

Tespit raporu, binanın neden riskli sayıldığını ve hangi teknik gerekçelere dayandığını içerir. Bu raporun bir uzman gözüyle okunması önemlidir; çünkü mülk sahibinin sonraki tüm kararları bu belgenin üzerine kurulacaktır. Raporun teknik içeriği, binanın güçlendirme ile kurtarılıp kurtarılamayacağı gibi kritik soruların yanıtını da etkiler.

Süre yönetimi bu aşamada belirleyicidir. Mevzuatta tanınan süreler kaçırıldığında, mülk sahibinin elindeki seçenekler daralabilir ve süreç maliklerin kontrolünden çıkıp idari yola girebilir. Bu nedenle bildirim eline ulaşan mülk sahibinin ilk yapması gereken, takvimi netleştirmek ve bir uzmanla raporu birlikte değerlendirmektir.

03

3. İtiraz hakkınız ve ikinci değerlendirme

Riskli yapı tespitine, mülk sahiplerinin mevzuatta öngörülen süre içinde itiraz etme hakkı vardır. İtiraz, sürecin tamamen durdurulması anlamına gelmese de, tespitin teknik olarak yeniden incelenmesini sağlayabilir. Bu hakkın varlığını bilmek, mülk sahibinin kendini sürecin pasif bir öznesi değil; karar veren tarafı olarak konumlandırması açısından önemlidir.

İtiraz kararı duygusal değil, teknik temelli verilmelidir. Binanın gerçekten riskli olup olmadığı, güçlendirme ile ekonomik biçimde kurtarılıp kurtarılamayacağı ve dönüşümün mülk sahibine getireceği değer farkı birlikte değerlendirilmelidir. Bazı durumlarda itiraz mantıklıyken, bazı durumlarda dönüşümü hızlandırmak mülk sahibinin lehinedir.

Bu noktada bağımsız teknik görüş büyük fayda sağlar. Mülk sahibi, hem tespitin doğruluğunu hem de alternatiflerin (güçlendirme, yeniden yapım, kat karşılığı veya satış) kendisi için hangisinin daha avantajlı olduğunu sayılarla görmek ister. Karar, ancak bu karşılaştırma yapıldığında savunulabilir hale gelir.

04

4. Maliklerle ortak karar ve doğru projeyi seçmek

Çok bağımsız bölümlü yapılarda dönüşüm, tek bir mülk sahibinin kararıyla değil; maliklerin mevzuatta belirlenen çoğunlukla ortak kararıyla ilerler. Bu aşamada komşularla iletişim, ortak beklentilerin yönetimi ve şeffaf bir karar süreci kritik hale gelir. Anlaşmazlıkların büyük bölümü, sürecin baştan adil ve açık kurulmamasından doğar.

Ortak karar verildikten sonra gündeme proje ve müteahhit seçimi gelir. Burada mülk sahiplerinin en sık yaptığı hata, yalnızca en yüksek paylaşım oranını teklif eden tarafı seçmektir. Oysa teslim kalitesi, ruhsat takvimi, teminat gücü ve sözleşmenin teknik içeriği en az oran kadar belirleyicidir. Bu konuyu ayrıntılı ele aldığımız kat karşılığı sözleşmesi yazımız (/makaleler/kat-karsiligi-kentsel-donusum-sozlesmesi-malik-rehberi/) bu kararı daha sağlam vermenize yardımcı olur.

Doğru proje seçimi, mülk sahibinin sürecin sonunda eline geçecek varlığın niteliğini doğrudan belirler. Bu nedenle karar, anlık baskı veya tanıdık tavsiyesiyle değil; sözleşmenin ve projenin teknik-finansal okumasıyla verilmelidir.

05

5. Kira yardımı, kredi ve devlet destekleri

Kentsel dönüşüm sürecinde mülk sahiplerinin yararlanabileceği devlet destekleri bulunur: kira yardımı, dönüşüm kredisi/faiz desteği ve çeşitli harç istisnaları bunların başında gelir. Bu destekler, mülk sahibinin tahliye sonrası dönemde yükünü hafifletmek ve süreci ekonomik olarak sürdürülebilir kılmak için tasarlanmıştır.

Önemli bir uyarı: kira yardımı tutarları, kredi koşulları ve destek oranları dönemsel olarak değişir ve resmî olarak Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından belirlenir. Bu nedenle internette dolaşan eski rakamlara değil; başvuru anındaki güncel resmî tutarlara güvenmek gerekir. Desteklerden yararlanmak çoğu zaman zamanında ve eksiksiz başvuruya bağlıdır.

Mülk sahibinin bu destekleri planının bir parçası olarak görmesi önemlidir. Hangi desteğin ne zaman ve hangi koşulla devreye gireceği baştan bilinirse, sürecin nakit akışı çok daha rahat yönetilir. Destekleri sürecin sonunda hatırlamak yerine, karar aşamasında hesaba katmak gerekir.

06

6. Teknik danışmanlık tam olarak nerede fark yaratır?

Riskli yapı sürecinde mülk sahibinin karşısında üç farklı dil vardır: mühendislik (yapının durumu ve güçlendirme), hukuk (sözleşme ve haklar) ve finans (paylaşım, değer ve maliyet). Bu üç dili aynı anda okuyabilen bir bakış, mülk sahibini sürecin nesnesi olmaktan çıkarıp karar veren tarafına geçirir. Lizaz Emlak'ın çevre mühendisliği ve saha tecrübesine dayanan yaklaşımı tam da bu kesişim noktasında çalışır.

Teknik danışmanlık; tespit raporunun doğru okunması, itiraz kararının sayılarla verilmesi, sözleşmenin teknik maddelerinin denetlenmesi ve desteklerin doğru zamanlanması gibi noktalarda somut fayda sağlar. Amaç süreci bir tarafın lehine çevirmek değil; mülk sahibinin bilgiyle, gerçekçi takvimle ve ölçülebilir güvencelerle hareket etmesini sağlamaktır.

Binası riskli yapı olarak tespit edilen bir mülk sahibiyseniz, atacağınız ilk adım acele bir imza değil; durumunuzun bağımsız bir teknik okumasıdır. Süreci birlikte değerlendirmek için iletişim sayfamızdan (/iletisim/) ulaşabilir, dosyanızı uzman gözüyle değerlendirmemizi talep edebilirsiniz.

Konuya benzer bir dosyanız mı var?

Sahanın disiplini.
Sayfalar arasında değil, kararın merkezinde.

Bu makaledeki çerçeveyle dosyanızı değerlendirmek için Lizaz'dan teknik ön-değerlendirme talep edebilirsiniz.

Yazar

Abdulbaki Yetiş

Çevre Mühendisi · Lizaz Emlak kurucusu

Yaklaşık 15 yıl endüstriyel inşaat saha şefliği tecrübesi. DP World Yarımca liman projeleri, Yıldız Demir Çelik tesisi, Tezcan Galvaniz şantiyesi ve Symbol Kocaeli AVM-otel-hastane karma projesinde aktif görev. Gayrimenkulü emlak ilanı olarak değil; imar, operasyon, altyapı/çevre ve finansman katmanlarının kesişiminde bir mühendislik problemi olarak okur.

Çalışma alanları: sanayi gayrimenkulü · fabrika ve depo fizibilitesi · OSB içi/dışı yatırım kıyaslaması · konut arsası ve kentsel dönüşüm · ÇED ve çevresel izin değerlendirmesi · Marmara koridorunda stratejik lokasyon seçimi.